Halloween Costume ideas 2015
Latest Post


MASA DA MASAYMIŞ HA 

Adam yaşama sevinci içinde  
Masaya anahtarlarını koydu  
Bakır kaseye çiçekleri koydu  
Sütünü yumurtasını koydu  
Pencereden gelen ışığı koydu  
Bisiklet sesini çıkrık sesini  
Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu  
Adam masaya  
Aklında olup bitenleri koydu  
Ne yapmak istiyordu hayatta   
İşte onu koydu  
Kimi seviyordu kimi sevmiyordu  
Adam masaya onları da koydu  
Üç kere üç dokuz ederdi  
Adam koydu masaya dokuzu  
Pencere yanındaydı gökyüzü yanında  
Uzandı masaya sonsuzu koydu  
Bir bira içmek istiyordu kaç gündür  
Masaya biranın dökülüşünü koydu  
Uykusunu koydu uyanıklığını koydu  
Tokluğunu açlığını koydu.  

Masa da masaymış ha  
Bana mısın demedi bu kadar yüke  
Bir iki sallandı durdu  
Adam ha babam koyuyordu. 

Edip CANSEVER


…havada aşk kokusu var…
Bahar geldi. Tabiat canlanmaya ve şenlenmeye başladı. İnsanlar doğanın uyanışına tanıklık ederek içlerindeki yaşam sevincini gün ışığına çıkarmaya başladı.
Her sabah masmavi gökyüzünde doğan neşeli güneşin ışıltıları arasında kuş sesleriyle uyanmak bütün çirkinlikleri unutturuyor. Daha bir dinamik, daha bir zinde oluyor insan…
Dünyanın herhangi bir yerinde, hala, yaşanacak güzel şeyler vardır. Çünkü dünyanın herhangi bir yerinde her zaman bahar yaşanmaktadır. Doğa her zaman canlıdır orda. Ve eros bu canlı doğaya aşk kokusunu yaymaktadır. Her bahar birileri bir yerde bu kokuyu içine çekerek aşkın tadına varırlar. Ve bütün doğa bu aşka şahit olur.
…havada aşk kokusu var…
Beni etkiliyor ve içimdeki karamsarlığı yok ediyor. Etrafımdaki bütün çirkinliklere rağmen hala güzel şeyler var.
Hala umut var…
Hala hayal dünyamın başkahramanını bulma şansım var.
Ve hala gelecek bana gülerek göz kırpıyor. Çünkü hücrelerime aşk kokusu doluyor…

Tuna BAŞAR

/ yirmiyedimartikibinaltı sıfırbiryirmidört
Afyonkarahisar /


Dosya: Hilmi Yavuz: Şiirin “Yara” Hali –
Hilmi Yavuz ile söyleşi / Müesser Yeniay
Metin Cengiz, Celâl Soycan, Ercan Yılmaz

Edebiyat Gündemi: “Kafamda Bir Tuhaflık” –
Orhan Pamuk ile söyleşi / Yusuf Çopur
Metin Cengiz, Çiğdem Ülker

Medya Notları: İdeolojik Aygıt Olarak Dil:
Osmanlıca-Türkçe Tartışmaları –
Nilgün Tutal, Korkmaz Alemdar, Aydın Çam

Yazılar: Hangi Baudelaire (Mehmet Rifat) – Refik Halid Karay’ın Kitaplarına Girmeyen Üç Öyküsü Üzerine (Zeynep Zengin) –  Gökyüzündeki Tıley: Yücel Balku (Mehmet Fırat Pürselim) – “Kendi Gecesinde” Kaybolmak ya da Yeniden Doğmak (Tamer Kütükçü) – Mekândan Bireye, Bireyden Mekâna (Nalan Yılmaz) – Türkiye İyilik Partisi’nden Bir Yazar: Orhan Kemal (Haydar Ergülen) – Ahmet Cemal ile Söyleşi (Tuğçe Isıyel) – Şeref Bilsel’in Şiiri ya da Karmaşası Bol Bir Şairin Neşesi Kırık Divanı (Hüseyin Köse) – Serap Aslı Araklı’dan “Hürmeten”  (Hüseyin Avni Cinozoğlu) – Bekir Sıtkı Erdoğan ile Söyleşi (Melike Eğilmezler) – Multilingual Yayınları’ndan Yeni Yıl Armağanı (Tozan Alkan) – Yeni Şiirler Arasında (küçük İskender) – Yeni Öyküler Arasında (Nalan Barbarosoğlu)

Şiir: Hüseyin Peker, Veysel Çolak, Gültekin Emre, Mustafa Köz, Bâki Ayhan T., Mehmet Can Doğan, Soner Demirbaş, Gökhan Arslan, Ali Taş, Hasan Ildız, Mümin Sarıburun, Yusuf Duran

Öykü: Gökçe Bezirgân Parlakyıldız, Batuhan Aşıktoprak, Necla Altıncaba Baştaş

Varlık Kitaplığı: Tuğrul Keskin ile Söyleşi Erkut Tokman – Aydın Büke ile Söyleşi (Feyzi Erçin) – Orbitor / Mircea Cartarescu (Tevfik Kalkan) – Yarabıçak / Ömer Faruk (Ömer İzgeç) – Çocuklarla Felsefe Sohbetleri / Roger-Pol Droit (Yaşar Öztürk) – Haneke Huzursuz Seyirler Diler / Haz.: Nilgün Tutal Cheviron (Nur Yerlitaş) – Şimdi Haberler (Gülce Başer)

Varlık bu ay da Bakış Açısı, Günler Geçer, Çevirdim Dilim Yandı, Yeni İmzalar köşeleri, Semih Poroy’un çizimleri ve son çıkan kitapların tanıtıldığı Varlık Kitaplığı bölümüyle okurlarıyla buluşuyor.

(Tanıtım Bülteninden)

Dergi hakkında detaylı bilgi için http://www.varlik.com.tr/varlikDergisi.aspx adresini ziyaret edebilirsiniz.


Şiire her zaman edebiyatın “kutsal” bir alt dalı olarak baktım. Şiirin yeniyi bulma çabası olduğunu bildiğim için, şiir yazmanın hikaye ve deneme yazmaktan çok daha zor olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle de şiir yazmayı pek deneyememişimdir. Yazdığım bir-iki şiirsel karalamayı da şiir olarak görmediğim için hiç kimsenin okuyamayacağı bir şekilde kendime saklarım.
Aslında şiir yazmak, bana göre, doğuştan gelen bir yetenektir. Ama, sadece yetenek gerçek anlamda şiir yazmak için yeterli değildir. Şiir yeniyi bulma çabası olduğu için, gerçek şiiri elde edebilmek için şiire emeği geçmiş büyük şairleri çok iyi tanımak, günümüzün genç ve özgün şairlerini yakından takip etmek ve şiir üzerine olabildiğince araştırma yapmak gerekir. Şiir konusunda bu birikimi yetenekle birleştiren insanlar gerçek anlamda şiir yazmayı başarıyorlar.
Şiir yazdığını söyleyen insanlarda, ben, en çok bu birikimi merak ediyorum ve karşıma çıkan insanlara bir-iki şair ismi sayıyorum ve bu şairler hakkındaki görüşlerini öğrenmek istiyorum. Ama genelde aldığım yanıtlar beni çok şaşırtıyor. Bu ülkede Özdemir Asaf’tan, Edip Cansever’den, Oktay Rifat’tan, İlhan Berk’ten, Ece Ayhan’dan, Hilmi Yavuz’dan, Enis Batur’dan, Gülten Akın’dan, küçük İskender’den habersiz olup, şiir yazdığını iddia eden insanlar yaşıyor.
Hatta Nâzım Hikmet’in, Orhan Veli’nin, Necip Fazıl’ın, Attila İlhan’ın, Can Yücel’in, Cemal Süreya’nın bütün şiirlerini okumamış ve şiir yazdığını söyleyen insanlar karşısında şaşkınlığımı gizleyemiyorum ve “Bu şairleri tanımadan, bırakın tanımayı ezbere bilmeden, yeniyi nasıl yaratabilirsiniz ki!” diye söylenmeden edemiyorum.
Aslında Türkçe şiir yazmak için en ideal dil. Şiirin en önemli özelliği olan soyutlama ve imgesel anlatım için çok uygun. Bu nedenle Türkçe, şiirde yeniyi yaratma açısından büyük bir şans. Ama buna rağmen Türkçe’nin dünya şiirine yön vermeyi başarmış tek şairi var : Nâzım Hikmet. Nâzım dışında dünya şiirini yönlendirecek bir şair daha çıkaramamışız. Bunun nedeni, bana göre, birikimi önemsememek ve yerellikle yetinmeyi kabullenmektir.
Belki de ben bu sebeple Enis Batur’u ve küçük İskender’i çok seviyorum. Şiir birikimlerini yetenekleriyle birleştirmeyi başarıp, özgün olup, yerellikten uzak durmaya çalıştıkları için…
Ve belki de ben bu yüzden şiire el atamıyorum. Yeniyi yakalama zorluğunun farkındayım. Sadece ben bu zorluğun farkında olmamalıyım ki şiir hep edebiyatta azınlık olarak kalmış.

Tuna BAŞAR

/beşağustosikibinaltı sıfırdörtonaltı
İzmir/


SÖZCÜKLER OCAK-ŞUBAT 2015 (53. SAYI)

İÇİNDEKİLER

BU KAÇINCI ÖLDÜRÜLÜŞÜM HAİN / Aziz Nesin
BABAM ÜZERİNE / Ali Nesin
AZİZ NESİN’İN YAZINSAL EYLEMİ / Emin Özdemir
YÜKSEL PAZARKAYA’YA MEKTUP / Aziz Nesin
AYDIN VE YURTSEVER / Yüksel Pazarkaya
BAŞUCUMUZDAKİ AZİZ NESİN / Tahir Abacı
BİLDİRİ / Gürsel Korat
AZİZ NESİN’LE SÖYLEŞİ / G. Korat-A. Yıldız
AZİZ BEY’İN BORCU / Gündüz Vassaf
OLGUNLUK DÖNEMİ ÖYKÜLERİ / Adnan Özyalçıner
İNCİ ASENA’YA MEKTUP / Aziz Nesin
AZİZ NESİN İÇİN / İnci Asena
NAL İLE MIH, İĞNE İLE ÇUVALDIZ / Atay Eriş
AZİZ NESİN’LE YAŞAM YOLUNDA / Hüseyin Erdem
AZİZ NESİN’İN MİZAH DERGİCİLİĞİ / Turgut Çeviker
VASFİ BEY, JAK VE DOLMUŞUN KAPISI / Roni Margulies
“AZİZ NESİN SEN NESİN?” / Mehmet Serdar
DÜŞÜN YAYINEVİ / Tunç Tayanç
AÇIKYÜREKLİ SÖYLEŞİ / Ahmet Kahraman
AZİZ NESİN’E ZARFSIZ KUŞLAR / Hakan Savaş
AZİZ NESİN’Lİ BİRKAÇ ANI / Turgay Fişekçi
DEDEME BAYRAM HEDİYESİ / Emine Özacar
AYDIN BOYSAN NESİN VAKFI’NDA / Besim Dalgıç
AKM / Alişan Çapan

Şiirleriyle, Cevat Çapan, Ülkü Tamer, Nihat Ziyalan, İsimsiz, 
k. İskender, Ferruh Tunç, Hakan Savlı, 
Metin Fındıkçı, Hakan Tabakan.

Öyküsüyle, Simla Sunay

Derginin sunuş yazısına ve dergi hakkında detaylı bilgiye ulaşmak için http://www.sozcuklerdergisi.com/dergi_detay.aspx?sayi=53 adresine tıklayabilirsiniz.


1-7 Ekim 2008

"Beynelmilel" isimli filmin son sahnesinin düşündürdükleri...

Yakın bir zamana kadar yasaklar nedeniyle cezalandırılan, sürgüne gönderilen, öldürülen insanlar bir bir gözümün önüne geldi.
Şimdi o yasaklar yavaş yavaş aşılıyor. Doğru olan biraz geç de olsa anlaşılıyor. Ama olan o yasaklar nedeniyle cezalandırılan insanlara oldu.

*

Kanuni Sultan Süleyman'ın İtalyan ressam Tiziano Vecellio tarafından
1538 yılında yapılan portresi...

*

NASA'nın gözlem aracı Phoneix'e göre Mars'a kar yağması.

*

Uğrunda ölmeye değmeyen bir hayat yaşanmaya da değmez." (Malraux)

*

İstanbul'un tarihini değiştirecek kazı...
2700 yıllık geçmişe sahip bir yerleşim yeri olduğu düşünülen şehrin,
aslında 8500 yıllık bir geçmişe sahip olduğunun anlaşılması.

*

Son Osmanlı saray ressamı Fausto Zonaro...
- YKY'den çıkan "Abdülhamid'in Hükümdarlığında Yirmi Yıl: Fausto Zonaro'nun Hatıraları ve Eserleri" adlı kitap
- Yapı Kredi Kültür Merkezindeki sergi

*

Nâzım Hikmet'in
daha önce hiç yayınlanmamış metinlerinden oluşan "Öteki Defterler" isimli kitabın
YKY'den çıkması.

*

Orhan Pamuk'un Milliyet'te yayınlanan "Benim Türk Kütüphanem" başlıklı yazısı...

*
R.E.M konserinden sonra Mamma Mia Müzikali'nin de İstanbul'da olması...

*

"İstanbul'da Bir Sürrealist: Salvador Dali" sergisi...

Tuna Başar

MKRdezign

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget